PEYGAMBER LERE İMAN
1)-Peygamberlere İman Etmek
İmanın şartlarından biridir. Kulun İmanı Peygamber lere iman etmedikçe geçerli olmaz. Allah risaletin i (indirdiği dinleri) tebliğ etmeleri için, insanlar arasından seçip ayırdığı elçiler olduğuna inanılması gerekir. Kim onlara tabi olursa hidayete, doğru yola erişir ve kim onlara asi olur, kabul etmezse doğruluktan ayrılır, aşırılığa gider. Onlar apaçık bir tebliğ ile Allah’ın kendileri üzerine indirdikl erini insanlığa açıklamışlardır. Kendileri ne emanet edilen dini hükümleri, emanet sahibi olan insanlığa teslim etmişler ve o insanlığa nasihatta bulunmuşlardır. Allah’ın dini doğrultusunda küfürle savaşmışlar, Allah’ın indirmiş olduğu dini yaymaya, hükümlerini tatbik etmeye çalışmışlardır.
Bununla beraber Allah’ın insanlığa göndermiş olduğu hüccetini insanlığa ortaya koyabilec ekleri bir mazaret kalmaması için ikame etmişler bu hüccette herhangi bir değiştirmeye (tağyire) gitmemişler, dini bir görevi, gerekliliği gizlememişlerdir. Allah’ın Bize isimlerin i bildirdiği ve bildirmed iği bütün peygamber lere iman eder, Onlara inanırız, Her peygamber kendisind en sonra gelecek olanı, müjdelemiş, sonra gelense kendisind en önce geleni doğrulamıştır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Müslümanlar! Siz de) deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilen e, İbrahim’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilen le, Musa’ya, İsa’ya ve bütün peygamber lere Rableri (Allah) tarafından verilenle re iman ettik. Onların (Peygamber lerin) hiçbirisini diğerlerinden ayırt etmeyiz. Ve biz Allah’a teslim olanlarız.” (Bakara Suresi 136. ayet)
Kim bir peygamber i yalanlars a, onu doğrulayan diğer peygamber i yalanlamış olur. Ve kim o yalanlana n peygamber e asi olur, kabul etmezse, kendisine itaat etmeyi emreden diğer peygamber e de asi olmuş olur.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur :
“Allah ve Peygamber lerini inkar edenler, Allah ve Peygamber lerinin arasını açmayı isteyenle r, bazılarına inanır, bazılarını inkar ederiz diyorlar. (İman ile küfür arasında) bir yol tutmak isteyenle r, işte gerçekten kafir olanlar onlardır. Ve Biz (böyle) kafirler için, zelil edici, aşağılayıcı bir azap hazırladık.” (Nisa Suresi 150. -151. ayetler)
2)- Gerçek Peygamber lik
Peygamber lik yaratıcının şeriatını, kanunlarını, koyduğu hükümleri yaratılana tebliğ etmek için kullandığı vasıtadır, aracıdır. Yüce Allah kullarından dilediğine onu verir. Kulları arasından dilediğini bu iş için seçer. Allah’tan ğayrı kimse bu konuda söz hakkına sahip değildir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Allah melekler ve insanlar arasından elçiler seçer. Muhakkak ki Allah çokça ve her şeyi duyan ve görendir.” (Hac Suresi 75. ayet).
Peygamber lik Allah tarafından verilir. Kulun çokça ibadet ve taat yapması ile elde edilemez. Peygamber lik, peygamber olan kişinin isteğine ya da seçimine bağlı değildir. Allah kulları arasından peygamber ini seçer ve onu dini tebliğle görevlendirir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Allah (kulları arasından) dilediğini kendisine seçer, kendisine doğru yöneleni de hidayete. doğru yola iletir.” (Şura Suresi 13. ayet)
3)-Peygamberlerin Gönderilmesindeki Hikmetler
Peygamber lerin gönderilmesindeki hikmetler şu gelen hususlarl a ortaya çıkar:
Birincisi: Kulu kula ibadet etmekten kurtarıp, yaratıcı olan Rabbine ibadet etmesini sağlamaktır. İnsanlığı kölelik zincirler inden, Allah’a ibadettek i özgürlüğe kavuşturmaktır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey peygamber!) Biz Seni ancak alemlere rahmet olman için gönderdik” (Enbiya Suresi 107. ayet).
İkincisi: Allah’ın kullarını yaratma gayesini, sebebini kullarına bildirmek tir. Allah’ın birlenebi lmesi, O’na ibadet edilebilm esi, kulları arasında alemlerde n üstün tuttuğu, seçtiği ve gönderdiği peygamber ler olmaksızın bilinemez, anlaşılamaz.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak Biz her ümmete Allah’a ibadet etsinler, tağuttan (Allah’ın dininden uzaklaştıran ve Allah’ın dışında ibadet edilen her şeyden) sakınsınlar, uzaklaşsınlar diye bir peygamber gönderdik.” (Nahl Suresi 36. ayet).
Üçüncüsü: Peygamber lerin gönderilmesi ile insanlığa hüccet ikame edilmesid ir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Allah) insanlığa uyaran ve müjdeleyen elçileri, peygamber leri, peygamber ler gönderildikten sonra ortaya koyacakla rı mazeret kalmasın diye göndermiştir. Allah izzet sahibidir ve hüküm sahibidir .” (Nisa Suresi 165. ayet):
Dördüncüsü: Hakikati bilinmeye n, ğaybe ait insanların akılları ile çözemeyecekleri, melekleri n tanınması Ahiret Günü, Allah’ın isim ve sıfatları gibi konuları beyan etmeleri ve açıklamaları içindir.
Beşincisi: Peygamber ler güzel ahlaklarl a donatılmış, şüphe ve şehevi istekleri (dünya malı, sulta, mertebe gibi) olmayan örnek insanlardır. Ve örnek alınmaları için gönderilmişlerdir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Onlar Allah’ın hidayet ettiği, doğru yola sevkettiği insanlardır. Onların hidayetin i kendine örnek al ve ona tabi ol.” (Enam Suresi 90. ayet). Ve şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Sizin için Allah’ın elçisinde güzel bir örnek (örnekler) vardır.” (Mumtehine Suresi 6. ayet).
Altıncısı: Nefisleri n islahı, temizlenm esi, pislikler den arındırılması, her türlü helak edici şeylerden uzaklaştırılması için gönderilmişlerdir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur.
“Okuması, yazması olmayan ümmi bir topluma, kendi içlerinden olan ve onlara Allah’ın ayetlerin i okuyan, (pislikler den) temizleye n ve onlara kitabı (Kur’an) ve hikmeti (Sünnet’i) öğreten bir elçi, peygamber gönderen O’dur.” (Cuma Suresi 2. ayet).
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Ben güzel ahlakı tamamlama k üzere gönderildim.” (Ahmet ve Hakim rivayet etmiştir).
4) - Peygamber lerin Görevleri
Peygamber lerin çok önemli görevleri vardır. O görevlerin bazıları şunlardır:
a- İnsanları Allah’ın şeriatına, kanunlarına, hükümlerine, yalnızca Allah’a ibadet etmeye çağırmak, Allah’ın dışında ibadet edilenler den onları kurtarmak tır.
Yüce Allah Şöyle buyurmuştur:
“İşte O peygamber ler Allah’ın dinini (insanlara) tebliğ ederler. Ve ondan hakkı ile gerektiği gibi korkarlar . (Allah’tan) başka hiç kimseden de korkmazla r Allah hesap görücü olarak yeter.” (Ahzab Suresi 39. ayet).
b- Dinin açıklanması, anlaşılır hale getirilme sidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Sana Biz Kur’an’ı insanlara kendileri ne indirilen i açıklaman için indirdik Umulur ki düşünürler” (Nahl Suresi 44. ayet).
c- Ümmeti kötülüklerden sakındırıp, hayra iyiliğe davet etmektir. Onları yaptıkları iyi amellerin karşılığı olarak sevap, kötü amellerin in karşılığı olarakta azapla müjdelemektir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Müjdeleyen ve uyaran (sakındıran, korkutan) peygamber ler.” (Nisa Suresi 165. ayet)
d- İnsanlara söz ve fiileri ile güzel örnek olmaktır.
f- Allah’ın Şeriatının, kanunlarının yeryüzünde hayat bulması, işler hale gelmesi, yürürlükte kullanılmasıdır.
h- Peygamber lerin kıyamet günü ümmetlerine, üzerlerine yüklenen vazifeyi tebliğ ettikleri ne şehadet etmelerid ir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
‘Her ümmetten bir şahit (peygamber) getirdiğimiz ve Seni de (peygamber efendimiz i) bunlara (müşriklere) şahit olarak gösterdiğimiz, getirdiğimiz zaman (o kafirler ne yapacakla rdır).” (Nisa Suresi 41. ayet)
5)-İslam Dini Bütün Peygamber lerin Ortak Dinidir
İslam bütün elçilerin, peygamber lerin ortak dinidir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Allah’ın katında din İslamdır” (Al-i İmran Suresi 19. ayet). Kanunları şeriatleri farklı olsada hepside sadece Allah’a ibadet etmeye, O’nun dışında ibadet olunan her şeyi terketmey e davet etmişlerdir. Onların hepsi de Allah’ı birlemek olan asılda, davetleri aynı doğrultuda olmuştur. Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Peygamber ler babaları bir anaları ayrı kardeşlerdirler. (dinleri bir, şeriatleri farklı).” (Buhari rivayet etmiştir).
6)-Peygamberler İnsandırlar, Ğaybı Bilmezler
Ğaybı bilmek Allah’ın uluhiyyet i ile alakalı hususlard andır, peygamber lerin sıfatlarından değildir. Çünkü onlarda diğer insanlar gibi normal insanlardırlar. Yemek yerler, içerler, evlenirle r, uyurlar, hasta olurlar ve yorulurla r. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki yemek yememiş ve sokaklard a, çarşılarda gezmemiş, yürümemiş olsun.” (Furkan Suresi 20. ayet).
Ve şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak Senden önce (önceki kavimlere) peygamber ler gönderdik ve onlara zevceler (eşler) ve zürriyet (evlatlar) verdik.” (Rad Suresi 38. ayet).
Onlarda da aynı diğer insanlard a olduğu gibi hüzünlenmek, üzülmek, mutluluk duymak, yorgun ve zinde olmak gibi hasletler, sıfatlar vardır. Ğaybı, gözle görülmeyen şeyleri bilemezle r. Ğaybı bilmeleri ancak Allah’ın onlara bildirdiği kadardır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Allah) ğaybı bilendir. O’nun ğaybe ait kıldığı hususları (kendisind en başka) hiç kimse bilmez. Ancak kendileri nden razı olduğu bazı peygamber ler bu hükümden müstesnadır (Yalnız Allah’ın izin verdiği kadarını bilebilir ler) Peygamber i (cinlerden) önlerinden ve arkalarından koruyacak, onları gözetecek (melekleri Allah) koyar.” (Cin Suresi 26. -27. ayet).
7)- Peygamber lerin İsmeti (Masumluğu)
Allah kulları arasından cisim, beden, akıl ve ahlak olarak en kamil olanını, en efdalini, risaletin i tebliğ için seçmiş, Onu da Peygamber yapmış. O peygamber i büyük günahlardan korumuş bütün ayıplardan beri kılmıştır. Ki O peygamber Allah’ın kendisine vahyettiği dini ümmetine, gönderildiği kavme bildirsin, tebliğ etsinler. Onlar bütün ümmetin ittifakı ile Allah’tan kullarına tebliğ ettikleri dini hususlard a masumdurl ar.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey peygamber! Rabbinden sana indirilen i (insanlara) tebliğ et. Eğer Sen bu emredilen i yerine eksiksiz getirmezs en (peygamber lik görevin olan) dini tebliğ vazifeni yerine getirmemiş olursun. Allah Seni insanlard an korur (kötülüklerinden korur).” (Maide Suresi 67. ayet).
Ve şöyle buyurmuştur:
“İşte o peygamber ler Allah’ın dinini (insanlara) tebliğ ederler. Ve ondan hakkı ile gerektiği gibi korkarlar . (Allah’tan) başka hiç kimseden de korkmazla r.” (Ahzab Suresi 39. ayet).
Ve şöyle buyurmuştur:
“Ki bu şekilde (Allah) peygamber lerinin, kendileri ne Rableri tarafından gönderilen risaletle ri, dinleri hakkıyla, gerektiği gibi tebliğ ettikleri ni bilsin. (Allah) Onların yanında olan her şeyi ilmi ile kuşatmış (haberdar olmuş) , her şeyi tek tek, birbir saymıştır.” (Cin Suresi 28. ayet).
Eğer o peygamber ler dini tebliğle alakalı olmayan küçük bazı hatalar işlerlerse, Yüce Allah bu hatalarını onlara açıklar. Böylece süratle o yapmış oldukları hatalarda n tevbe ederler. Bu şekilde hem hataları af olunur, hem de eskiye göre dereceler i daha da artmış olur. Çünkü Allah onları güzel ahlaklarl a, iyi huylarla donatmış, kadir ve kıymetlerine zarar verecek, dereceler ini düşürecek her türlü eksiklikt en onları beri tutmuştur.
- Peygamber lerin Sayıları Ve
En Faziletli leri
Yeni bir dinle gönderilmiş peygamber lerin üç yüz on küsür kişi olduğu sabittir. Bu konuda peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) peygamber lerin adedi hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur:
“Onlar üçyüz onbeş (kişidirler); çok kalabalık bir toplulukt urlar.” (Müslim rivayet etmiştir).
Kendileri ne yeni bir din verilmemiş peygamber bu belirtile n rakamdan çok daha fazladırlar. Bu peygamber lerin bazıları hakkında Allah Kur’an’da bazı kıssalarını zikretmiştir. Kur’an’da toplam olarak yirmibeş tanesinin ismi bulunmakt adır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Kıssalarını sana anlattığımız ve anlatmadığımız (kendileri ne yeni bir din verilmiş) peygamber e de (vahyettik).” (Nisa Suresi 164. ayet).
Ve şöyle buyurmuştur:
“Şu İbrahim’e (kavminin getirdiği hüccetlere, (delillere karşı) verdiğimiz açık ve kesin bir delildir. Biz dilediğimizin derecesin i artırırız. Muhakkak ki Rabbin çokca hikmet sahibi, hükmedici ve her şeyi bilendir. Biz ona (İbrahim’e), İshak ve Yakub’u (evlat olarak) verdik ve onlara hidayet ettik. Aynı şekilde ilk önce Nuh’a ve (sonra) zürriyetinden Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a hidayet ettik ve öylece ihsan sahibleri ni, muhsinler i mükafatlandırırız. Ve Zekeriyya, Yahya, Yunus’a ve Lut’a hidayet ettik. Onları alemlere üstün kıldık. Onların babalarından, zurriyetl eriden ve kardeşlerinden olan (bazı kimseleri) seçip yücelttik ve onları dosdoğru yola yönelttik.” (Enam Suresi 83-87. ayetler).
Yüce Allah bazı peygamber leri diğerlerinden üstün tutmuştur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Biz bazı peygamber leri diğerlerinden üstün kıldık.” (İsra Suresi 55. ayet).
Böylece Allah yeni bir şeriatle gönderdiği bazı peygamber leri diğer şeriat verdiği peygamber den üstün tutmuştur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“İşte bu peygamber lerki bazılarını bazılarının üzerine fazileti kıldık.” (Bakara Suresi 253. ayet)
Peygamber lerin en efdalleri Ululazm’dır. (bu Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Peygamber efendimiz e verilen genel bir addır). Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Muhammed!) Peygamber lerden Ululazm’in sabrettiği gibi Sen de sabret.” (Ahkaf Suresi 35. ayet).
Ve şöyle buyurmuştur:
“(Hatırla Ey Muhammed!) Senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan ve diğer bütün peygamber lerden (görevlerinizi yerine getirmek ve dini tebliğ etmek üzere) ağır bir söz almıştık.” (Ahzab Suresi 7. ayet)
Peygamber efendimiz Muhammed (sallallah u aleyhi vesellem) bütün peygamber lerden daha efdal ve üstündür. O son Peygamber, muttakile rin imamı, Adem oğullarının efendisi, bütün peygamber ler kıyamet günü toplandığında onların önderi, ayrılıp gittikler inde ise onların namına konuşandır. İlk önce gelenler ve sonra gelecek olanların ğıbta ettiği Makamulma hmud’un, kıyamet günü insanların gelip su içecekleri havuzun, vesile ve fadilenin sahibidir . Bütün insanlığa kıyamet günü şefeat edecektir . Allah O’nu üstün bir şeriatla ve hükümlerle göndermiş ümmetini de insanlık içinden çıkan en hayırlı ümmet kılmıştır. Allah o ümmet ve peygamber leri için bütün güzellikleri toplamış, böylece önceki ümmetlerden farklı kılmıştır. Yaratılma hasebi ile en son yaratılmış olsalar bile ilk önce mezarlarından çıkıp haşrolunacaklardır.
Peygamber efendimiz (aleyhissa latu vesselam) şöyle buyurmuştur:
“Ben bütün peygamber lerden altı şey ile daha üstün kılındım.” (Müslim rivayet etmiştir) Gene şöyle buyurmuştur:
(
“Ben kıyamet günü Adem oğullarının efendisiy im. Bu konuda herhangi bir böbürlenme söz konusu değildir. Elimde Hamd sancağını taşıyacağım ve bu sancak altında Adem’de dahil olmak üzere bütün peygamber ler kıyamet günü toplanaca klardır.” (Ahmed ve Tirmizi rivayet etmiştir)
Peygamber efendimiz den (aleyhissa latuvesse lam) sonra faziletçe Ululazm arasında en üstün olanı Allah’ın dostu İbrahim’dir. Allah’ın iki dostu olan İbrahim ve Peygamber efendimiz (aleyhimas selam) Ululazm’ın iki en üstün peygamber leridirle r. Sonra geriye kalan üç peygamber gelir.
9)- Peygamber lerin Mucizeler i
Allah peygamber lerini mucizeler le insanlığa doğruluklarını ispatlama k üzere desteklem iştir. Kur’an’ın indirilme si, ayın ikiye yarılması, asanın yılana dönüşmesi, çamurdan yapılan kuşun can bulması, bu mucizeler e birer örnektir. Normal şartlar altında olması imkansız olarak gerçekleşen mucizeler, mucize verilen peygamber lerin doğruluğuna, kerametle r ise doğruluğu ispatlanmış peygamber liğin hakikaten tasdikine delalet eder.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Biz peygamber lerimizi apaçık delillerl e gönderdik.” (Hadid Suresi 25. ayet).
Peygamber efendimiz (aleyhissa latuvesse lam) şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir peygamber yoktur ki ona bazı mucizeler verilmiş olmasın. Benim mucizem ise vahiydir (Kur’an’dır) umuyorum ki Kıyamet günü en çok tabisi olan Ben olurum.” (Buhari ve Müslim rivayet etmiştir).
10)-Peygamber Efendimiz in Peygamber liğine İman
Peygamber efendimiz in (aleyhissa latuvesse lam) peygamber liğine inanmak iman esaslarının en büyüklerindendir. Kim buna inanmazsa imanı geçerli olmaz.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Kim Allah’a ve peygamber ine (Muhammed’e) inanmazsa, muhakkak ki biz kafirler için ateşi çokça alevli bir Cehennem hazırladık.” (Fetih Suresi 13. ayet).
Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Ben insanlarl a Allah’tan başka hakkı ile gerektiği gibi ibadet edilecek bir ilah yoktur ve Ben (yani peygamber efendimiz) Allah’ın (kullarına gönderdiği) elçisidir deyinceye kadar savaşmakla emrolundu m.” (Müslim rivayet etmiştir).
Peygamber efendimiz e şu hususlard a iman edilmedikçe gerçekten iman edinilmiş olmaz:
Birincisi: Peygamber efendimiz in (aleyhissa latu vesselam) tam olarak tanınması gerekir. O’nun kim olduğu ve siyreti iyice bilinmeli dir. O Haşim oğlu Abdulmutt alib oğlu Abdullah ve onun oğlu Muhammed’dir. Haşim Kureyş kabilesin den, Kureyş kabilesi ise araplarda ndır. Ve bu kabile İbrahim’in oğlu İsmail’in (aleyhimas selam) soyundandır. Peygamber efendimiz atmış üç yıl yaşamıştır. O’nun kırk yılı peygamber lik gelmeden önce yirmiüç yılı ise peygamber lik geldikten sonradır.
İkincisi: Peygamber in her haber verdiği doğrulanmalı, her nehyettiği şeyden kaçınmalı, her emrettiği ise yerine getirilme lidir. Allah’a O’nun gösterdiğinden başka bir şeyle ibadet edilmemel idir.
Üçüncüsü: O’nun insanlar ve cinlere peygamber olarak gönderildiğine kimsenin ona ittibadan başka bir yolu olmadığına inanmaktır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Muhammed!) De ki: Ey insanlar! Ben Allah’ın hepinize gönderdiği peygamber iyim.” (Araf Suresi 158. ayet).
Dördüncüsü: Getirmiş olduğu dine inanmaktır. O en son peygamber ve peygamber lerin en üstün olanıdır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Fakat (O) Allah’ın rasulü ve peygamber lerin sonuncusu dur.” (Ahzab Suresi 40. ayet)
Peygamber efendimiz Rahman olan Allah’ın insanlar içinden seçtiği dostudur. Bütün Adem oğlunun efendisid ir. En büyük şefaatin, Kıyamet günü insanların su içecekleri havuzun sahibidir . O’nun ümmeti en hayırlı ümmettir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Siz insanların (İyiliği) için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” (Al-i İmran Suresi 110. ayet)
Cennet ehlinin çoğunluğu peygamber efendimiz in (sallallah u aleyhi ve sellem) ümmetinden olacaktır. Ve O’nun getirdiği din, önceki dinleri iptal etmiş, hükümlerini kaldırmıştır.
Beşincisi: Allah Onu en büyük mucize ile kuvvetlen dirmiş, destek vermiştir. O mucizesi, bozulma ve değiştirilmeden korunmuş, Allah’ın kelamı Kur’an’dır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Muhammed!) De ki: İnsanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, (bu konuda) birbirler ine yardım da etseler genede O’nun bir benzerini getiremez ler.” (İsra Suresi 88. ayet)
Ve şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Kur’an’ı Biz indirdik, onu koruyacak, muhafaza edecek olan biziz.” (Hicr Suresi 9. ayet).
Altıncısı: Peygamber efendimiz in dini tebliğ ettiğine, Allah’ın O’na emanet olarak verdiği dini, sahibi olan insanlığa ulaştırdığına, ümmete nasihatte bulunduğuna, nerde bir hayır varsa, ümmetini ona doğru yönlendirdiğine ve nerede bir şer varsa, o şerden de ümmetini sakındırdığına inanmaktır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Müminler!) Size kendi içinizden, sıkıntıya düşmeniz kendisine ağır gelen, size düşkün, müminlere karşı çokça müşfik ve merhametl i bir peygamber gelmiştir” (Tevbe Suresi 128. ayet).
Peygamber efendimiz (aleyhisse lam) şöyle buyurmuştur:
“Benden önce herhangi bir ümmete gönderilen hiçbir peygamber yoktur ki ümmetini onlar için hayır bildiği her şeye yöneltmesin, ona delalet etmesin ve onlar için şer bildiği şeylerden de sakındırmasın” (Müslim rivayet etmiştir).
Yedincisi: Kul O’nun sevgisini kendi nefsinden ve diğer bütün mahlukatt an daha üstün tutmalıdır. O’na saygı ve hürmet göstermek, kadrini yüceltmek, emirlerin i yerine getirmek gerekir. Bu Allah’ın kitabında zikrettiği peygamber in insanlar üzerindeki hakkıdır. Peygamber i sevmek Allah’ı sevmektir . O’na itaat etmek Allah’a itaat etmektir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Deki: Eğer Siz Allah’ı seviyorsa nız bana tabi olun ki Allah’ta Sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çokça mağfiret ve rahmet edendir” (Al-i İmran Suresi 31. ayet). Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Ben içinizden birine, çocuğundan, babasından, ve bütün insanlard an daha sevimli olmadıkça, gerçekten iman etmiş olamaz” (Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir)
Sekizinci si: O’na çokça salatu selam getirmek gereklidi r. Gerçekten cimri olan kişi, O’nun ismi anıldığında salatu selam getiremey endir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Allah ve Melekleri peygamber i överler ve O’nun için dua ederler. (salatu selam getirirle r) Ey iman edenler! Sizde O’nun için dua edin (salatu selam getirin).” (Ahzab Suresi 56. ayet).
Ve peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kim bana bir kere salavat getirirse Allah’ta ona on defa salavat getirir (adını rahmetle anar ve övgü ile bahseder).” (Müslim rivayet etmiştir)
Kulun bazı yerlerde salavat getirmesi daha gerekli olur. Namazda teşehhüde oturduğunda, kunut duasında, cenaze namazında, Cuma hutbesind e, ezandan sonra, mescide giriş ve çıkış esnasında ve adı zikredild iğinde salatu selam getirmek gerekir.
Dokuzuncu su: Peygamber efendimiz ve diğer peygamber ler, Allah’ın katında diridirle r. Fakat onların hayatı, bizim şu hayatımıza benzemez, Onların bu hayatları, ölü olma sıfatını üzerlerinden kaldırıcı değildir. Biz Onların hayatlarının keyfiyeti ni bilemeyiz .
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Allah yeryüzüne, (toprağa) peygamber lerin cesetleri ni yemeyi yasak etmiştir.” (Ebu Davud ve Nesai rivayet etmişlerdir.)
Ve şöyle buyurmuştur:
“Hangi müslüman bana selam gönderirse, muhakkak ki Allah O’nun selamına karşılık vermem için ruhumu bana geri verir.” (Ebu Davud rivayet etmiştir).
Onuncusu: Peygamber efendimiz e (sallallah u aleyhi ve sellem) saygıdan dolayı yanında ses yükseltilmediği gibi, O’na kabrinde selam verirken de ses yükseltilmez.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Seslerini zi Peygamber in sesi üzerine yükseltmeyin. Farkına varmadan amellerin izin boşa gitmemesi için, birbirini ze karşı bağırarak konuştuğunuz gibi Peygamber e karşı da bağırarak konuşmayın.” (Hucurat Suresi 2. ayet).
Onbirinci si: O’nun dostlarını, aile efradını ve hanımlarını sevmemiz bir kusur göstermeyip haklarını korumamız, Onlara küfür etmekten, sövmekten, haklarında küçük düşürücü konuşmaktan ve taan etmekten kaçınmalı uzak durmalıyız. Çünkü Allah onlardan razı olmuş, Onları peygamber ine dost ve arkadaş kılmış ve ümmetinede Onları dost edinmeyi vacip kılmıştır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Muhacirle r’den ve Ensar’dan (islam yolunda) yarışanların öncüleri ile Onlara güzellikle tabi olanlarda n Allah hoşnut olmuştur. Onlarda Allah’tan hoşnut olmuşturlar.” (Tevbe Suresi 100. ayet).
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Benim arkadaşlarıma, dostlarıma sövmeyin. Nefsim elinde olan (Allah’a) yemin ederim ki içinizden biriniz Uhud Dağı kadar altın infak etse bile bu infakınız Onların bir avuç ya da yarısı kadar infakına ulaşmaz (ecir yönü ile eşdeğerde olmaz).” (Buhari rivayet etmiştir).
Allah sahabeler in ölümünden sonra gelen müslümanları, onlar hakkında dua ve istiğfar etmeye teşvik etmiş, onlar hakkında kalplerin de haset oluşmaması için Allah’a niyazda bulunmala rını istemiştir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Olardan sonra gelenlerd e derler ki Rabbimiz, Bizi ve Bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla, iman edenlere karşı kalplerim izde bir hasetlik yaratma. Rabbimiz şübhe yoktur ki Sen çok merhametl isin, çok şefkatlisin.” (Haşır Suresi 10. ayet): .
Onikincis i: Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) hakkında aşırıya gitmemekt ir. Çünkü bu O’na yapılacak en büyük eziyettir . O, ümmetini kendisini övmede methetmed e aşırıya gitmemele ri, Allah’ın O’na bahşettiği şeylerin dışında, Allah’a ait sıfatların O’na verilmeme si için uyarmıştır.
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur.
“Muhakkak ki Ben sadece bir kulum. Bana Allah’ın kulu ve elçisi deyin ve Beni hakkım olan yerden daha yükseklere çıkarmayın.” Ve şöyle buyurmuştur:
“Beni Hıristiyanların İbni Meryem’i (İsa’yı) övmekle aşırıya gittikler i gibi, methetmek te aşırıya gitmeyin.” (Buhari rivayet etmiştir).
Peygamber efendimiz e (sallallah u aleyhi ve sellem) dua edip Ondan hacetleri ni talep etmek, yardım istemek, O’nun için adak adamak, kurban kesmek, kabrinin çevresinde tavaf etmek caiz değildir. Bunların hepsi şirktir. Allah bu ibadetler in kendisind en başkası için yapılmasını nehyetmiştir. Öylede Peygamber e saygısızlıkta bulunmak, derecesin i hafife almak, hakkında kötü konuşmak, dalga geçmek küfürdür, dinden çıkmaktır, Allah’ı inkar etmektir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“(Ey Muhammed!) De ki: Siz Allah ile, ayetleri ile ve peygamber i ile mi dalga geçiyordunuz. Kendiniz için bir özür aramayın. Artık iman ettikten sonra küfre girdiniz.” (Tevbe Suresi 66 ve 67. ayetler)
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem)’e duyulacak gerçek sevgi; O’na gerçek manada tabi olmak, O’nu tam bir şekilde örnek almak ile belli olur. Bu sevgi kişiyi O’nun getirdiğine aykırı şeyleri terk etmeye sevkeder.
Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsa nız. Bana tabi olun ki Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çokça mağfiret eden ve rahmet edendir. (Al-i İmran Suresi: 31. ayet)
Peygamber efendimiz (sallallah u aleyhi ve sellem)’i yüceltmede aşırıya gidilmez ya da Onda kusurlar aranarak derecesi düşürülmeye çalışılmaz, O’na ilahlık özellikle-rinden herhangi birisi verilmez, saygıda kusur edilmez. Bunların hiçbiri caiz değildir. Onu sevmek ancak O’nun getirdiğine tam manası ile tabi olup, yaşamakla ve gittiği yoldan gitmek, O’nun şahsiyetini örnek almakla olur.
Onüçüncüsü: Peygamber e iman ancak onu doğrulayıp, getirdiği ile amel etmek ile gerçekleşir. O’na itaat eden Allah’a itaat etmiş, O’na isyan edende Allah’a isyan etmiş olur. Onu doğrulayıp ancak O’na ittiba etmekle hakiki iman gerçekleşmiş olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder